Etüt Odası Öğrencilerin Buluşma Noktası  

HD film izle Türk Edebiyatı Matematik Türkçe İngilizce Coğrafya
Go Back   Etüt Odası Öğrencilerin Buluşma Noktası > Genel > Biyografiler > Şairler
**
Etüt Odası Facebook
Betwinner Mostbet Yardım Üye Listesi Yeni Mesajlar

Bakugan Oyunları
Bakugan Oyunları
Geta Oyunları
Geta Oyunları
Altın Avcısı
Altın Avcısı
Zuma
Zuma
Friv
Friv

Cevapla
 
Seçenekler

Konu apeiron tarafından (03.09.09 Saat 23:55 ) değiştirilmiştir..
Alt 03.09.09, 21:50   Yukarı Git #1
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart Divan Edebiyatı Şairleri



A


Abdi
Osmanlı Devleti Türk divan şair'i 16.yüzyılda yaşamıştır.Yaşamı hakkında bilgi yoktur.Doğum ve ölüm tarihleri? de bilinmemektedir. Ancak 1545 yılında yazılmış 1071 beyitlik Niyazname-i Sa?d ü Hüma (Sad ve Hüma?nın yakarışları) adlı bir mesnevi'si vardır.Diğer bir yapıtı da Nüzhatname-i Abdi (Gül ü Nevruz) (Gülbahçesi veya Nevruz Gülü) ?dür.Her iki yapıtın konusu da iran edebiyatından alınmıştır.Bu iki yapıtında dil tarihi bakımından önemi vardır.Niyaznamede? ki bir kayıttan Nüzhatname-i Abdi (Gül ü Nevruz) (Gülbahçesi veya Nevruz Gülü) adlı yapıtın Manisa?da bulunan Şehzade Selim?e sunulduğu anlaşılır.

Yapıtları

Niyazname-i Sa?d ü Hüma (Sad ve Hüma?nın yakarışları)
Nüzhatname-i Abdi (Gül ü Nevruz) (Gülbahçesi veya Nevruz Gülü)


Abdullah Bosnevi
Abdullah Bosnevi Osmanlı Devleti?nde Melami mutasavvıf .Bosna?da 1584 yılında doğmuştur. Abdullah Bosnevi ilköğrenimini Bosna?da yaptıktan sonra istanbul?a giderek dönemin ünlü bilginlerinden islam bilimleri okudu.Tasavvuf konularına ilgi duyunca Bursa?ya gitti.Bursa?da Bayramiye tarikatı Melamilik kolu ileri gelen şeyhlerinden Hasan Kabaduz?a bağlandı. Abdullah Bosnevi çıktığı hac yolculuğunda önce Hicaz sonra Mısır'a uğradı ve Arap coğrafyasında Melamiliğin tanınmasını sağladı.

Dönüşünde bir süre Şam'da bulundu.Şam?da Şeyh Muhyiddin Arabi?nin türbesi yakınlarına yerleşti , toplumla ilgisini kesti ve inzivaya çekildi.Hadis, fıkıh, ve tefsir alanında geniş kapsamlı çalışmalar yapan ve özellikle tasavvuf alanında birbirinden değerli yapıtlar veren Abdullah Bosnevi?nin en çok Muhyiddin Arabi?nin Füsusu?l Hikem?ini yorumlayan Şerh-i Füsusu?l Hikem adlı kitabı önemlidir. Yaşamının son yıllarını Konya'da geçirdi.1644 yılında ölmüştür.Mezarı Konya?da Sadreddın Konevi'nin kabrinin yanındadır.Abdullah Bosnevî vahdet-ı vücud düşüncesini islam alemi tasavvuf kültürü içinde temsil eden en önemli mutasavvıflardan bir tanesidir


Abdullah Vassaf Efendi
Abdullah Vassaf Efendi (1662 Akhisar- 1761 İstanbul) Türk şeyhülislam, divan şairi, ilim adamı ve hattat.

Akhisarlı Şeyh Mecdeddin soyundan Mehmet Efendi?nin oğludur. İlköğrenimini Akhisar?da gördükten sonra İstanbul?a yerleşti. Dönemin müderrislerinden Kara Halil Efendi?den ders aldı. Öncelikle hariç derecesiyle Yunus Paşa medresesinde görev yaptı. 1699? da müderris oldu. 1724?de Selanik kadısı oldu. 1727? de, Edirne payesiyle Mısır Kadılığına getirildi. 1733?ten başlayarak üç kez art arda fetva emini oldu. 1736?da mezhep meselelerini görüşmek üzere İran coğrafyasında kurulu bulunan Afşar Hanedanı Nadir Şah?a giden İmrahor Mustafa Paşa?nın başkanlığındaki ilim heyetine Anadolu payesiyle fetva emini olarak katıldı. İran alimleriyle yaptığı görüşmelerde sağladığı başarı onu meşhur etti. Bundan sonra İrani Abdullah Efendi veya İran Kazaskeri Abdullah Efendi diye anıldı. 1741?de Anadolu kazaskeri, 1749 ve 1752?de iki defa fiilen Rumeli Kazaskeri olan Abdullah Vassaf Efendi 1755?de Şeyhülislamlık mak***** getirildi. Fakat çok yaşlı olduğundan bu görevde beş ay kaldıktan sonra alındı. Bursa?ya sürgüne gitti ama sonra bağışlanarak İstanbul?a döndü. Doksandokuz yaşında İstanbul?da öldü.

Abdullah Vassaf Efendi Türkçe, Arapça, Farsça şiirler yazmıştır. Talik yazıda Siyahi Ahmet Efendi?den ders almış usta bir hattattı. Şiirlerinde Abdi ve Vassaf mahlaslarını kullanıyordu.

Divançesinden başka Hayal-i Behçet-abad adlı manzum eseri 1500 beyitlik dini konularda öğüt veren bir eserdir. Kelam ilimine dair Zemzemesi çeşitli dini risaleleri tercüme ve edebi nazireleri vardır. Fetvaları Fetava-yı Vassaf adı altında toplanmıştır. Şeyhülislam Mehmet Esat Efendi Abdullah Vassaf Efendinin oğludur


Abdürrahman Eşref
Abdürrahman Eşref (d. ? - ö. 1748), Osmanlı dönemi alim ve divan şairidir. Kıbrıs Mollası adı da verilir. İstanbul'da doğmuştur. Yaşamı hakkında kesin bilgi yoktur. Ünlü divan şairi Ahmed Nedim'in amcasıdır. Medresede öğrenim gördü. Abdürrahman Eşref uzun süre Kıbrıs kadılığı da yapmıştır.

Eserleri
Tezkiret-ül Hikem fi Tabakat-ül Ümem (Milletlerin Tabakaları Hakkında Hikmetler Tezkiresi)
Uyun-ül Ulum (İlimlerin Kaynakları)
Mir?at üs Safa (Safa Aynası)
Şerh-i Muamma-i Sagir li-Mevlana Cami (Mevlana C*****n Küçük Muammasının Şerhi)
İlm-ül Ahlak (Ahlak İlmi)
Zerrinname
Keşf-üz Zünün


Adem Dede
Adem dede Osmanlı Devleti Türk Mevlevi şair?i.Doğum tarihi bilinmiyor.Antalya?da doğmuştur. Din eğitimini yörenin ünlü dervişlerinden alan Adem dede daha sonra bilgisini arttırmak ve mevlevi olmak için İstanbul'a gitti.Galata mevlevihanesinde, İsmail Ankaravi'nin yanına yerleşti ondan eğitim aldı.İsmail Ankaravinin vefatıyla aynı mevlevihaneye şeyh oldu. İstanbulda saygı duyulan sözüne değer verilen halk tarafından çok sevilen biriydi.Dostlarıyla birlikte sohbet toplantıları düzenler, bu toplantılarda dini konuşmalar yapılır, müzik dinlenir , sema yapılır ve zikredilirdi.Galata mevlevihanesinde Kur'an ve Mesnevi okunuyor, sema yapılıyordu.

Mevleviler arasında da Türk-i Basit (yalın Türkçe) akımına öncülük eden Adem dede olmuştur.Hece vezniyle ilk şiir söyleyen öztürkçe sözcükleri kullanan ilk odur.Divan Edebiyatı'nda Arapça ve Farsça sözcüklerin daha çok yer bulmaya başlaması ile şiir dili anlaşılması zor bir hale gelmişti.Halk bu şekilde yazılan şiirleri anlamıyordu.Divan Edebiyatı sadece Osmanlı Sarayının anladığı bir edebiyat olmuştu.Halkında bu edebiyatı anlaması için dilde yalınlaşma gerekliydi.Divan edebiyatında bunu başlatan Tatavlalı Mahremidir.

Tatavlalı Mahremi aruz veznini ve divan edebiyatının nazım şekillerini kullanmakla beraber öztürkçe şiirler yazarak Türki-i Basit (Yalın Türkçe) akımının öncüsü olmuştur. Türkçe sözcüklerle halk dilindeki atasözleri'ni deyimler'i mecaz'ları kullanmaya çalıştı.Diğer Türki-i Basit şairleri Edirneli Nazmi ve Aydınlı Visali' dir.Ancak diğer divan edebiyatı şairleri bu akıma katılmadığı için sonradan bu akımı izleyenler olmamıştır.Adem dedenin bir Divan'ı olduğu biliniyorsa da henüz bulunamamıştır.Bazı tezkire ve yazma mecmualarda şiirlerine rastlanır.İstanbulda çok sevilen Adem dede Mısır halkının kendisini davet etmesi üzerine Mısıra gitmiş orada halka mevleviliği anlatmış, öğretmiş ve bir mevlevihane açmıştır.Mısırda 1652 yılında vefat etmiştir.

Adem Dede hakkında Dede'nin dokuzuncu kuşaktan torunu ve Adem Dede'nin 1649 yılında kurduğu Galata Mevlevihanesi Şeyhi Adem Dede ibni Mehmet Çavuş Vakfının mütevellisi olan Mehmet Celâlettin Perdahlı'nın yazdığı "CENNETTE RAKS" adlı eserinde geniş bilgi bulunmaktadır.Halen soyundan gelen ve Perdahlı soy adını alan ailenin pek çok bireyi Antalya'da oturmaktadır.Adem Dede hayır severliği ile tanınır ve hece vezni ile şiir yazan ilk mevlevi şairi olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.Doğum tarihi muhtemelen 1588'dir.Babası 10 gün sadarette kaldıktan sonra ölen Türk kökenli Lala Mehmet Paşa'dır.Hac için kutsal topraklara giderken,Kahire mevlevihanesinde konaklamış,kendisine Mısır Hankâhlığının şeyhliği arz edilmiş,bunun üzerine ;(Artık bizim tekkemiz bundan sonra dârı âhirettir) diyerek farsça bir beyitle özür dilemiştir.Hastalanmış ve Kahire'de vefat etmiştir.

İlahilerinden Bir Örnek ;

Derd ehli libasını aşkile giyen gelsün- Zehrini şeker gibi zevk ile yiyen gelsün- Ol günlerini sâim hem gicelerin kaim- Fakr âteşine daim sabr ile yanan gelsün- Hakika iremez kimse atlas u libas ile - Öz kendi eli ile cânına kıyan gelsün- Kal ü kil ile hergiz menzile irişilmez- Kendilik ile olmaz mürşide uyan gelsün- Aldanma sakın Âdem her aline dünyanın- Öz varlığını bunun yokluğa sayan gelsün.


Âdile Sultan
Âdile Sultan (1825-1898), Türk Divan edebiyatı şairi. Sultan II. Mahmut'un kızı, Sultan Abdülmecit'in kız kardeşi.

Âdile Sultan 1825 yılında, İstanbul'da, Sultan 2. Mahmut ile eşlerinden Zernigar Sultan'ın kızı olarak doğdu. Babası Sultan 2. Mahmut sanatçı kişiliği ile öne çıkmış, özellikle hat ve musiki ile yakından ilgilenmiş bir padişahtı. Âdile Sultan sarayda çok iyi bir eğitim görmüş, daha sonra da Kaptan-ı Derya Mehmet Ali Paşa ile evlenmiştir. Mehmet Ali Paşa daha sonra sadrazam olacak, ama çiftin mutlu evliliği ciddi kayıplarla yüzleşecektir. Öncelikle üç çocuklarını kaybederler, daha sonra Mehmet Ali Paşa ölür, son olarak da genç kızı Hayriye Sultan vefat eder. **ümlerle sarsılan Adile Sultan yoğun bir kedere gömülür, Nakşibendi tarikatına girer. 1898'de vefat eder. Türbesi İstanbul Eyüp'te, Bostan İskelesi yakınındadır.

Çalışmaları
Döneminin ünlü kadın şairleri Leylâ ve Fıtnat hanımlardan yetenek ve teknik bakımdan daha az başarılı sayılsa da Âdile Sultan özellikle Osmanlı tarihine tuttuğu ışık nedeniyle önemlidir. Babası, annesi, kardeşleri ve çevresi hakkında yazdıkları dönemin saray erkanının ve yönetiminin anlaşılmasına yardımcı olur. Bunun dışında Adile Sultan'ın önemli bir vasfı da Osmanlı hanedanından Divan tertip etmiş tek kadın şair olmasıdır. Ayrıca Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman) Divanı'nın basılmasını sağlamıştır.

Hayatında bir dönüm noktası teşkil eden kayıplarının etkisini şiirlerinde görmek mümkündür; Çocuklarının ve eşinin arkasından hissettiği hüznü çeşitli şiirlerinde yoğun bir biçimde işlemiştir. Aruzun yanı sıra hece vezniyle (ölçüsü) de şiirler yazmıştır. Şiirlerinde Yunus Emre, Fuzûlî ve Şeyh Gâlip gibi ünlü şairlerin etkisini görmek mümkündür. Şiirleri 1996'da "Adile Sultan Dîvânı" ismiyle yayımlanmıştır.

Eserlerinden örnekler
Gazel

Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek
Âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek


Aşk nâz ü şîve evvel gösterir âşıklara
Âşık ol demde ona cânı fedâ etmek gerek


Âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur
Çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek


Arzû-yı dü-cihândan geçmedir aşka nişân
Terk-i cân edip reh-i cânâna azm etmek gerek


Âftâb-âsâ bilip her zerresin nûr-ı safâ
Her belâ dosttan gelir kim merhabâ etmek gerek


Havf-ı a'dâ eylemez olan müsellah aşk ile
Yanmadan Hakka erilmez pertev-i tevhîd gerek


Nefsle cehd et tecellî eylesin aşk-ı Hudâ
Beyt-i kalbi Âdile ma'mûr ü pâk etmek gerek









yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsor
Araba Oyunları
Araba Oyunları
Beceri Oyunları
Beceri Oyunları
Kız Oyunları
Kız Oyunları
Macera Oyunları
Macera Oyunları
Alt 03.09.09, 21:51   Yukarı Git #2
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart





Ahmed Paşa
Ahmed Paşa (d. 1426 - ö. 1497), 15. yüzyılda Sultan II. Mehmed ve Sultan II. Beyazıd dönemlerinde kazaskerlik, vezirlik, sancak beyliği ve kadılık gibi yüksek görevleri yüklenmiş bir ulema sınıfı mensubu ve çok tanınmış bir Divan Edebiyatı şairidir.

Hayatı
Kendisi Fatih Sultan Mehmet'in öğretmenidir. Ahmet Paşa, Sultan II. Murat saltanat dönemi kazaskerlerinden Veliyüddin bin İlyas Efendi?nın oğludur.

Ahmet Paşa?nın nerede ve ne zaman doğduğu bilinmemekte ve değişik yerler ve tarihler ileri sürülmektedir. Latifi'nin Tezkere'sinde ve Gelibolulu Ali'nin Kühnü'l-ahbar adlı eserinde Bursa'da doğdugu yazılıdır. Sehî Tezkeresi ve Güldeste yazarı Beliğ ise onun Edirne'de doğduğunu söylerler. Aşikpaşa Tezkeresi yazarı ise, Ahmed Paşa'nın varisi olan amca oğlu Edirneli Nâzır Çelebi'den alınan bilgilere göre, Edirneli olduğunu bildirir. Fuad Köprülü'ye göre , "Edirne?de yaptırılan cami ve imaret vakfiyesinin Veliyüddin tarafından tanzim edildiği ve şairimizin memuriyet hayatı hakkındaki kayıtlar düşünülürse, bu tarihten (830/1426) biraz evvel ya da biraz sonra doğmuştur" (İslâm Ansiklopedisi Ahmet Paşa maddesi). Son zamanlara kadar Edirne?de 'Veliyüddin oğlu' ismini taşıyan bir mahallenin ve mescidin bulunması, Ahmed Paşa'nin Edirne'de doğduğuna dair bir sağlam bir ipucu sayılabilir.

Ahmet Paşa eğitimini II. Murat döneminde Edirne?de yapmış ve o dönemde geçerli bilgiler yanında Arapça ve Farsça da öğrenmiştir. Eğitimini bitirdikten sonra, önce Bursa?da Muradiye Medresesi?ne müderris olarak tayin edilmiş ve sonra 1451 (hicri 855)de Edirne Kadısı görevine atanmışdır. Fatih Sultan II. Mehmed'in tahta geçmesinden sonra kazasker olmuş ve onun muhasipliği ve öğretmenliği görevlerinde bulunmuştur. Sonra vezirlik rütbesine yükselmiştir. Sehî, Latîfî, Şakâik, Hasan Çelebi, Beyânî Tezkirelerine göre Fatih?in hizmetkârlarından birine laf attığı için; diğer kaynaklara göre padişahin bir gözdesine göz koyduğu için ve Âşık Çelebi'ye gore ise birkaç fesatçının iftirasına uğradığı için gazaba gelen padişah tarafından vezaretten azledilmiş ve hapse atılmıştır ve hatta öldürülmesi çok olasılık kazanmıştır. Bu olayın ortaya çıkması büyük bir ihtimalle bir saray entrikası, rekabeti, iftirasi ve tevzirati sonucudur. Yine söylentiye göre Ahmed Paşa "Kerem" redifli 35 beyitten oluşan ünlü kasidesini padişaha sunmuş ve bu nedenle affedilmiştir. Fakat edebiyat tarihçisi Ali Nihad Tarlan "Kerem" redifli kasidenin yazılışının başka bir nedeni olduğunu ve anlatılan olayin olasılığı gayet az, bir güzel hikaye olmaktan ileri gitmediğini belirtmektedir.

Ahmet Paşa, daha sonra otuz akçe yevmiyeli olarak ile Bursa?ya tayin edilip orada Orhaniye, Muradiye ve Emir Sultan medrese vakıflarının mütevelliliği ile görevlendirilmiştir. Sonra sırasıyla Sultanönü (Eskişehir), Tire ve Ankara'da sancak beyligi görevine atanmıştır. Fatih?in 1481?de ölümünden sonra II. Bayezid?in zamanında tekrar eski itibarını kazanıp Bursa?ya sancak beyi olarak tayin olunmuştur. O görevde iken 1496 (hicri 602) yılında Bursa'da ölmüş ve Muradiye Camii yanında kendi yaptırdığı medrese yanında gömülmüş ve sonradan bir türbe inşa edilmiştir.

Ahmed Paşa'nin zeki, zarif,nuktedan ve hazircevap bir kisiligi oldugu belirtilmiştir. Ahmed Paşa yasadigi zamanlarda devrinin en büyükü şairi olarak kabul edilmiş ve saygı görmüştür.


Edebî Kişiliği
Ahmed Paşa hem gazel hem de kaside türlerinde başarılı eserler yaratmış; şarkı ve murabbada da olgun örnekler vermiştir. Dizeleri divan şiirinin söz ve anlam özellikleriyle örülüdür. İşlediği konular genellikle din dışı olup beşeri aşk konusundaki şiirler de Divan'inda önemli yer tutmaktadır. Dinî ve tasavvufî konulara rağbet göstermemiştir. Şiirleri gayet ahenklidir ve aruz veznini çok ustaca kullandığı görülür. Kendi çağında "şairlerin sultanı" diye anıldığı bilinmektedir. Bütün tezkereciler Ahmed Paşa'nin şiirlerinden takdirle bahsederler. Sonra gelen nesil şairlerden Ahi, Lamii, Necati, Zati ve Baki ona nazireler yazmışlardır. XIX. yüzyılda Ziya Paşa, üç şairi, Ahmed Paşa, Necati ve Zati'yi, "Türki suhana temel komuşlar" olarak tarif etmiş ve Ahmet Paşa'nın "Şeyhi ile Necati arasında yetişen sairlerden en büyüğü" olduğunu ifade etmiştir. Şairin ünü Osmanlı İmparatorluğu?nun sınırlarını aşmıştır.

Ancak bazı edebiyat kritikleri Ahmed Paşa'yi orijinallikten uzak görerek İran şairlerinden çevirmiş olduğu beyitleri kendine mal etmekle suçlamışlardır.

Ahmed Paşa'nın sanatının ve eserlerinin uygun bir şekilde değerlendirilmesi için aşırı övgü veya aşırı yerginin gerekmiyeceği şüphesizdir. Onun Türkçe divan şiirini yeni bir merhaleye ulaştırdığı ve onun için bir büyük sair sayılması gereği inkar edilemez.











yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Konu apeiron tarafından (03.09.09 Saat 21:56 ) değiştirilmiştir..
Alt 03.09.09, 21:53   Yukarı Git #3
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart



Ahmed-i Dâ'i
Ahmed-i Dâ'i, 14. yüzyılın ikinci yarısıyla, 15. yüzyılın başında yaşamış olan, çok eser vermiş alim bir şairdir.
Hakkında bilgi veren kaynakların hepsi onun Germiyanlı olduğunu kabul ederlerse de doğum yeri ve tarihi üzerinde değişik bilgiler vermektedirler. Eserlerinden çıkan sonuç, onun Germiyan Beyi II. Yakup, Osmanlı sultanlarından Emir Süleyman (1402-1410), Mehmet Çelebi (1413-1421) devirlerinde yaşadığıdır.[1][2] Germiyan'da iken kadılık yapmıştır. Germiyan'da II. Yakup'un idaresinde olan Ahmed-i Dâ'i, Gemriyan topraklarının Osmanlı himayesine geçmesinden sonra Beyazid'in oğlu Emir Süleyman 'ın yanına gitmiş ve Çeng-name eserini ona sunmuştur. Mehmet Çelebi döneminde sultan adına Tezkiretü'l-evliya adlı eserini kaleme alır. Şairin bu tarihten sonra fazla yaşamadığı sanılmaktadır.
Eserleri
Manzum Eserleri
Çeng-nâme
Câmasb-nâme
Ukudü'l-cevâhir
Vasiyyet-i Nuşirevân
Mutâyebât
Farsça Divan
Türkçe Divan
Mensur Eserleri
Teressül
Sirâcü'l-kulüb
Tercüme-i Tıbb-ı Nebevi
Miftahü'l-cenne
Tercüme-i Tâbir-nâme
Tercüme-i Tezkiretü'l-evliya
Tercüme-i Eşkal-i Nasır-ı Tusi


Ahmedi
Asıl ismi abuzeri İbrahim'dir, 14. yüzyılın en büyük divan şairidir, 1334 yılında Amasya'da doğdu.

Şair. Divan edebiyatı türünde şiirler yazmıştır. Nerede ve ne zaman doğduğu hakkında kesin bir bilgi yoktur. İbn-i Arabşah, şairin 1413 yılında Amasya?da vefat ettiğini haber vermektedir. Asıl adı Tacüddin olup, şiirlerinde Ahmedi mahlasını kullanmış ve bununla şöhret olmuştur.

On dördüncü yüzyıl divan şiirinin asıl kurucusu ve üstadı sayılır. Gerek divan şiiri ve gerek mesnevi tarzında eserler veren şair, dini konuları işlediği şiirlerinde, tasavvufa geniş yer vermiştir. Günlük hayatın diğer taraflarını konu alan şiirleri de vardır. Gazel, kaside ve mesnevilerindeki sanat seviyesi ve söyleyişi asrının öteki şairlerinden üstündür. Bir diğer özelliği de, çok eser vermiş olmasıdır. Her konudaki çok geniş kültürü, şark mitolojisi ve İran edebiyatı üzerindeki bilgisi, Ahmedi?ye hem kolay, hem de çok yazmak imkanını vermiştir.

İlk tahsiline Anadolu?da başlamış, daha sonra Mısır?a gitmiş, büyük alim Ekmelüddin Baberti ile yine orada birçok alimdenders almıştır. Molla Fenari gibi meşhur alimlerle arkadaşlık yapmış, sonra Anadolu?ya dönerek Kütahya?ya yerleşmiştir. Yazdığı şiirleri Germiyanoğlu şehzadesi Süleyman?a takdim etmiş ve iltifatlarına kavuşmuştur. Ankara Savaşı?ndan sonra Timur Hanın da yakın ilgisini görmüştür. Daha sonra Süleyman?ın emri ile yazmış olduğu Tervih-ül Ervah?ı Çelebi Sultan Mehmed Hana takdim etmiştir.

Başlıca Eserleri

Ahmedi Divanı
Cemşîd ü Hurşid (mesnevi)
İskendername(mesnevi)
Esrarnâme



Arife Hanım
Arife Hanım Osmanlı Devleti Türk Divan Edebiyatı şairi.Doğum tarihi nerede doğduğu bilinmemektedir.16.yüzyılda yaşadığı hakkında kayıt vardır.Osmanlı Devletinde divan edebiyatı şairlerinden biri olduğu biliniyor.Şiirlerini topladığı bir divanı olduğu biliniyorsa da henüz bulunamamıştır.Arife Hanımdan yalnızca iki mısralık bir şiir örneği kalmıştır. **üm tarihi nerede öldüğü bilinmemektedir.


Arife Hanımdan bir şiir örneği

Niyyet-i azm ü amel sabr ü sebat
Beşeri maksadına nail eder.



Aydınlı Visali
Aydınlı Visali Osmanlı Devleti Türk Divan Edebiyatı şairi. Osmanlı Devletinde Basitname (Yalın Türkçe ile yazılmış şiir) akımının öncülerindendir.Asıl adı İsadır.Doğum tarihi bilinmemektedir.Aydında doğmuştur.Osmanlı Devleti padişahı II. Bayezid (1481 - 1512) ve Osmanlı Devleti padişahı Yavuz Sultan Selim (1512 - 1520 zamanında Edirne şehrinde saray hocalığı yaptığı kayıtlıdır.Aydınlı Visalinin 61 Gazeli ve 1 Murabbasının olduğu bilinmektedir.

Divan Edebiyatında Arapça ve Farsça sözcüklerin daha çok kullanılmaya başlaması ile şiir dili anlaşılması zor bir hale gelmişti.Halk bu şekilde yazılan şiirleri anlamıyordu.Divan Edebiyatı yalnızca Osmanlı Sarayının anladığı bir edebiyat olmuştu.Halkında bu edebiyatı anlaması için dilde yalınlaşma gerekliydi.Bunu başlatan Tatavlalı Mahremidir.Tatavlalı Mahremi aruz veznini ve divan edebiyatının nazım şekillerini kullanmakla beraber öztürkçe şiirler yazarak Basitname (Yalın Türkçe ile yazılmış şiir) akımının öncüsü olmuştur. Türkçe sözcüklerle halk dilindeki atasözleri'ni deyimler'i mecaz'ları kullanmaya çalışmıştır.Diğer Basitname şairleri Edirneli Nazmi, Adem Dede ve Tatavlalı Mahremi dir.Ancak diğer divan şairleri bu akıma katılmadığı için sonradan bu akımı izleyenler olmamıştır.Aydınlı Visali Edirnede saray hocalığı yaparken ölmüştür.Bir Divanı olduğu biliniyorsa da henüz bulunamamıştır.


Murabbasından bir örnek
Kıluban zülf-i perişanun ucın cay gönül
Bizi gark eyledi sevdaya ser-a-pay gönül
Virdi hayret bize bizde komadı ray gönül
Vay gönül vay bu gönül vay gönül iy vay gönül


Gazelinden Bir örnek
Bir bela-engiz belasına odum mübtela
Ah kim bu kez götürdüm boşuma müşkül bela



Turnesi dem-i beladur ya kemend-i hedisat
Kim anur her bir kılında bağladur bin mübtela



Nazirenün naz hoşdur naz idene dostum
Hübler içinde dünya gibi olma bi-vefa




Aşkî İlyas
Aşkî İlyas, asıl adı İlyas, Türk şair (Yenihisar-?,İstabul 1576). Üsküdar'da oturduğu için Üsküdari lakabıyla da anılır. Babası yeniçeriydi. Küçük yaşta yeniçeri ocağında hizmete başladıysa da Kanuni'nin Belgrad seferinde esir düşünce öldü sanılarak ulufesi kesildi. Kurtulup İstanbul'a geri döndüğünde katiplik yaptı, gözleri kör olduğu için bu meslekte de uzun süre çalışamadı. Zaman zaman Kanuni ve II. Selim'den de yardım aldı. Özellikle murabba ve muhammes olarak yazdığı şiirleri başarılıdır. Divan'ı vardır.eleştirel tarzı ve üslubuyla ünlenmiştir . toplum sorunlarını ele almıştır ve fuzuliden etkilenmiştir.








yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.09, 22:00   Yukarı Git #4
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart




B

Bağdatlı Ruhi
Yaşamı
16. asrın büyük şairlerinden biri olan Bağdatlı Ruhi?nin asıl adı Osman?dır. Bu şairin, Kanuni ordularıyla Bağdat?a giden Anadolulu bir askerin oğlu olduğu bilinmektedir. Divanındaki şiirlerinden kendisinin de bir sipahi olduğu anlaşılmaktadır. Şairin, tezkireci Ahdi, Fuzûlî?nin oğlu Fazlı ile ve yine başta Bağdat şairleri olmak üzere devrinin birçok devlet büyüğü, alim ve şairi ile arkadaşlıkları ve dostlukları olmuştur. Ruhi?nin etkisi altında kaldığı şairler arasında Fuzûlî?nin önemli bir yeri vardır. Askerliği, savaş meydanlarındaki zaferleri öven, Türk kahramanlık şiirleri arasında da yerini almış lirik manzumelerine karşın Ruhî, eserlerinde ortaya koyduğu tenkit ve fikirleri ile dikkat çekmektedir. Şiirlerinde kullandığı dilin sa****ği, halk kelime ve tabirlerini zevk ve alışkanlıkla kullanışı orduya mensup saz şairlerinin üslubunu andırır. Özellikle gezip yaşadığı Irak ve Şam bölgelerindeki idari sistemin ve sosyal hayatın; din ve ahlak anlayışının aksayan taraflarından yola çıkarak söylediği satirik mısralar (eleştirici bir anlatım) Ruhi?nin diğer şiirlerinde de görülür. Fakat onun bu sahada en tanınmış ve çığır açmış eseri, 17 bent halinde kaleme aldığı, büyük Terkib-i Bend manzumesidir. Ruhi?nin Terkib-i Bendi daha 17. asrın ilk yıllarından başlayarak büyük takdir ve alaka toplamış ve Türk Divan Edebiyatında özel bir terkib-i bend tarzı oluşmuştur. Başta Şeyh Galip olmak üzere Ziya Paşa ve Muallim Naci gibi gerek Divan gerek Tanzimat Edebiyatının önemli şairleri tarafından bu Terkib-i Bende nazireler yazılmıştır. Ruhi?nin Terkib-i Bendi, Divanından ayrı olarak birkaç defa basılmıştır.

Çalışmaları
Bağdatlı Ruhi'nin en çok etkilendiği şair hiç kuşkusuz Fuzuli'dir, Fuzuli'nin oğlu Fazlı ile de arkadaşlık kurmuştur. Revaçta olan aşk, kahramanlık gibi konular üzerine yazmaktansa yaşadığı bölgelerin idari sistemlerinin meseleleri, toplumun sorunlu ve eksik noktaları, yanlış din anlayışı gibi konularda, eleştirel bir stilde yazmıştır. Hiç kuşkusuz Bağdatlı Ruhi'nin en ünlü ve önemli eseri Terkib-i Bend isimli manzumesidir. 17 bendlik bu ünlü manzumeye Şeyh Galip, Ziya Paşa gibi Türk Edebiyatının önemli isimleri nazireler yazmıştır.



Bâki (şair)

Bâki (d. 1526 - ö. 1600), Divan edebiyatı şairi.
Hayatı
1526 yılında Bursa'da doğan Bâki'nin asıl ismi Mahmud Abdülbâki'dir. Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzinlik yapıyordu. Çocukluğunda saraç çıraklığı yapmıştır. Eğitime, ilme olan büyük tutkusu fark edilmeye başlanınca ailesi medreseye devam etmesine izin vermiştir, zira başlarda medreseye kaçak, ailesinden gizli gitmekteydi. Gayretleri ile iyi bir eğitim görmüş, dönemin ünlü müderrislerinden ders almıştır. Eğitimi boyunca şiire olan ilgisi giderek artmış ve güçlü kaleminin ünü de yavaşça yayılmaya başlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Kanuni Sultan Süleyman tarafından İstanbul'a getirtilen şair hayatı boyunca çeşitli dönemlerde devlet hizmetinde bulundu, kadılık, kazaskerlik gibi makamlarda görev yaptı. Yaşlılığında Şeyhülislam olmak isteyen Baki bu makama getirilmemiş ve buna çok üzülmüştür. 1600 yılında, İstanbul'da vefat etti. Bâki Saray'a hep bir yakınlığı olmuştur. Özellikle Kanunî Sultan Süleyman ile yakın ilişkileri olmuş, padişah sık sık kendisine iltifat etmiştir. Daha sonra 2. Selim ve 3. Murat zamanlarında da hem saraydan hem halktan büyük bir itibar ve ilgi görmüştür. Vefatından önce bu kadar ilgi ve alâka gören sanatçı sayısı azdır, o ise vefat etmeden "Sultanüş'şuâra" yani "Şairlerin Sultanı" diye anılmaya başlamıştır.

Çalışmaları
Bâki Osmanlı'nın en güçlü devirlerinden birinde yaşamıştır, bu da pekâla onun şiirlerine ve şiirlerinde kullandığı temalara yansımıştır. Aşk, yaşamanın zevki ve doğa şiirlerinin başlıca konularıdır. Her ne kadar şiirlerinde tasavvuf etkisi veya tema olarak tasavvuf bulunmasa da, tasavvufta da özel bir mahiyeti olan aşk mefhumunu sık sık konu alması itibariyle, dîvânı mutasavvıflar tarafından çok sevilir. Tekniği güçlüdür, şiirlerinde yakaladığı ahenk ve akıcılık fark yaratır. Dil kullanımında çok yeteneklidir. Şiirlerinde İstanbul Türkçesini başarıyla kullanmıştır. Ahenk ve musikiye önem vermiş;söz seçiminde titiz davranmıştır. Genellikle din dışı konuları işlemiştir. Şiirlerinin oluşturduğu tını, musiki de şiirlerinin farklı bir özelliğidir. Türk, Divan şiirinin dönemin ünlü akımları ve eserleri seviyesine ulaşmasında çok büyük katkısı olmuştur. Eserlerinden biri de Kanunî Sultan Süleyman'ın vefatı üzerine yazdığı "Mersiye-i Hazret-i Süleyman Han" isimli mersiyedir. Bu mersiye hem teknik olarak güçlü yapısı hem de ahengi ve dönemin ruhunu, özellikle edebiyat tarzını, güzel bir şekilde ifade ettiği için en ünlü mersiyelerden birisi olmuştur.

Başlıca eserleri
Dîvân (4508 beyitlik, en önemli eseri)
Fazâ'ilü'l-Cihad
Fazâil'i-Mekke
Hadîs-i Erbain Tercümesi
Kanuni Mersiyesi















yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.09, 22:01   Yukarı Git #5
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart




D

Derviş Paşa
Derviş Paşa (Mostar 1560-Csepel 1603). Osmanlı devlet adamı ve şairi Bosna'dan devşirilip, II. Selim döneminde Enderun'a alınarak öğrenim gören, II. Murat döneminde has odaya alınıp, doğancıbaşılığa kadar yükselen Derviş Paşa, II. Mehmet döneminde Bosna beylerbeyliğine atanıp, İstolni Belgrad'ın muhafızlığıyla görevlendirildi (1599).

Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında Tuna'daki Csepel adasına çıkan ve çoğu celalilerden oluşan kuvvetlere komuta edip, ertesi gün yapılan savaşta başıbozuk celalilerin kaçmasını engelleyemedi; yanındaki on kadar iç oğlanıyla düşmana saldırıp, çarpışarak öldü.

Derviş Paşa'nın mürettep bir divanı olup olmadığı bilinmemektedir. Tezkire ve mecmualarda, tarihlerde rastlanan şiirleri tasavvufla da ilgilendiğini göstermektedir. III. Murat'ın buyruğuyla Bennai'nin Şehname adlı mesnevisini Farsça'dan Muradname adıyla çevirmiştir.










yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.09, 22:06   Yukarı Git #6
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart




E

Edirneli Nazmi
Osmanlı Devleti divan şairi. Asıl adı Mehmettir. Edirne?de doğmuştur.( doğumu ? - ölümü.1555) Yeniçeri Ocağı ?nda yetişmiştir. Yavuz Sultan Selim?in İran (1514) , Mısır (1517) seferleri ile Kanuni Sultan Süleyman?ın bazı seferlerine katıldı.Ahkam Katipliği yaptı. Silahtar bölükbaşısı oldu.Zamanına kadar yetişmiş şairlerin birbirlerine yazdıkları nezireleri topladığı Mecmaü?n Nezair (Nezireler Topluluğu ) adında 3356 şiirden meydana gelen bir antolojisi vardır .Bu yapıt edebiyat tarihimiz için çok önemlidir. Bu yapıtın biri Viyana?da, biri Manisa?da Çeşnegir Kütüphanesinde biri de İstanbul?da Nuruosmaniye Kütüphanesi olmak üzere üç yazması vardır.Edirneli Nazmi?nin Divan-ı Türk-i Basit adında 48.000 beyitlik bir divanı vardır.Şiir gücü bakımından kuvvetli olmayan bu yapıtındaki kasideler ve tarihlerden, yaşadığı dönemin olayları, önemli kişileri, sanatçıların resmi ve özel yaşamları hakkında bilgi edinilebilmektedir.Birçoğu sevgi ve rintlik konularını işleyen şiirlerinde özellikle Rumelide?ki mahalli yaşama ait sahneler canlandırılmıştır.Şiirleri arasında kukla oyunundan bahseden bir parçadan da kukla sanat dalının tarihi aydınlatılmaktadır. Şiirlerini Divan Edebiyatı?nda Türki-i Basit (Yalın Türkçe) Basitname ile yazmıştır. 14. ve 15. yüzyıllarda Arap ve Fars edebiyatına özenen divan şairleri zaman geçtikçe, Türkçe sözcükleri daha az kullanır oldular, şiirimizi Arapça ve Farsça yabancı sözcüklerle doldurmaya başladılar. İşte bu durum, o dönemde pek kuvvetli olmayan, hatta zayıf denilebilecek bir tepkiyle karşılandı. Bu şiir dilinde Türkçülük anlayışının ilk örnekleridir. Bu tepkiden Türkî-i Basit (Yalın Türkçe) akımı doğdu. Diğer Türki-i Basit şairleri Tatavlalı Mahremi ve Aydınlı Visali' dir Türkî-i Basitçiler aruz veznini ve Divan Edebiyatının nazım şekillerini kullanmakla beraber Arapça ve Farsça tamlama kullanılmadan aruz vezniyle hemen hemen Öztürkçe şiirler yazdılar. Yabancı sözcük ve tamlamaları şiire sokmadılar, Türkçe sözcüklerle halk dilindeki mecazları, deyimleri atasözlerini kullanmaya çalıştılar. Bu akım ne yazık ki uzun ömürlü ve kalıcı olmamıştır. Çünkü diğer büyük şairler bu olumlu teşebbüse katılmadığı gibi sonraki yüzyıllarda da bu akımı izleyenler görülmemiştir.Edirneli Nazmi?nin basit Türkçeyle yazdığı şiirler Mehmet Fuad Köprülü tarafından Milli Edebiyat Cereyanının ilk Mübeşşirleri ve Türk-i Basit adıyla yayımlandı. (1928) Nihal Atsız şair üzerine geniş bir inceleme yapmıştır.(1934)


Enderunlu Fazıl
Enderunlu Fazıl, (d.1759 - ö.1810) 18. yüzyılda yaşamış olan divan şairlerindendir. Enderun mektebinde yetiştiği için "Enderunlu" lakabını almıştır. Osmanlı döneminde toplatılan ilk kitap olan Zenanname'nin (Kadınlar Kitabı) yazan şairdir.
Eserleri
Defter-i Aşk,
Hûban-nâme,
Zenannâme,
Çengi-nâme


Esrar Dede
Esrâr Dede, (1748-1797) ünlü Türk Dîvân edebiyatı şairi.

Gerçek adı Mehmed olan Esrar Dede 1748 (Hicri 1162) yılında İstanbul'da doğdu. Doğum tarihi üzerinde bir ihtilaf mevcuttur. Babasının isminin Ahmed-i Bîzebân olduğu bilinmektedir, fakat ailesine dair pek bir bilgi yoktur. Çok iyi bir eğitim gördüğü eserlerinden kolayca anlaşılabilmektedir. Arapça ve Farsça başta olmak üzere Rumca, Latince ve İtalyanca bilirdi. Dile olan ilgisi ve kabiliyetini, Lûgat-ı Tilyan isimli bir Türkçe - İtalyanca sözlük yazmış olmasından da anlıyoruz. Karakterinin güzel olduğu, özellikle çok cömert olduğu söylenmiştir. Galata Mevlevîhânesi'nde tanıştığı Şeyh Gâlip ile ömür boyu dost kalmıştır. "Esrâr" mahlasını da, Şeyh Gâlip'e arz edip talebelerinden olunca almıştır. Şeyh Gâlip ile tanıştıktan sonra Şeyh Gâlip'in eğitimine girdi. Hayatı boyunca Mevlevilik dairesinden çıkmadı. Daha sonraları tezkireci ve meşîhat makamlığını kazanmasına rağmen Şeyh Gâlip'in yanından ayrılmadı. Ömrü boyunca Galata Mevlevîhânesi'nde kendisine ayrılan odada yaşadı, eserlerini burda kaleme aldı ve 1796 (Hicri 1211) yılında burada vefat etti. Garip bir detaydır ki, vefat günü Mirac kandiline denk gelmiştir.
Bunun dışında bizzat Şeyh Gâlip, Esrâr Dede'nin ölümü üzerine bir mersiye kaleme almıştır. Bu mersiye şöyle başlar:

Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Ansın benim o yâr-ı vefâ-dârım ağlasın
Çeşm ü dehân u ârız u ruhsârım ağlasın
Baştan başa bu cism-i siyeh-kârım ağlasın
Ağyârım ağlasın bana hem yârim ağlasın
Gûş eyleyen hikâyet-i Esrâr'ım ağlasın
Nâ-dide bir güher telef etdim dirîg u âh
Hâk içre defnedüp gerü gitdim dirîg u âh


Ayrıca Esrar Dede'nin mezar taşında Şeyh Gâlip'in şu cümleleri yer almaktadır:

"Esrâr Dede çileyi hatm ettiği dem
Sırr oldu serin hırka-i tâbûta çeküp
Gâlib dedi târihin efsûs efsûs
Hemdemlerini hayrân kodı Esrâr göçüp."


Eserleri
Kuşkusuz her açıdan olduğu gibi edebî açıdan da Esrâr Dede'yi en çok Şeyh Gâlip etkiledi. Bu iki önemli ismin eserleri ise daha sonraki kuşakların birçok önemli edebiyatçısını etkilemiştir. Nitekim daha sonraları Şeyh Gâlip'in ünlü eseri "Hüsn ü Aşk"dan esinlenerek, Yenikapı Mevlevîhânesinin son şeyhi Abdulbâkî Baykara tarafından kaleme alınacak olan yine Hüsn ü Aşk isimli manzûm tiyatronun ilk perdesi Şeyh Gâlip ile Esrâr Dede'nin konuşmalarını konu alacaktır.

Şiirlerini topladığı Dîvân'ı en önemli ve bilinen eseridir. Bu da, 1841 yılında "Divan-ı Belağat-unvân-ı Esrâr Dede Efendi" ismiyle yayımlanmıştır. Mevlevî şairlerinin hayatlarını ve şiirlerinden örnekleri barındıran, Esrâr Dede Tezkiresi olarak da anılan "Tezkire-i Şu'ârâ-yı Mevlevîyye" bir diğer ünlü eseridir. Diğer önemli eserleri: Mübâreknâme-i Esrâr, Fütüvvetnâme-i Esrâr ve daha önce de zikrettiğimiz Lugat-ı Tilyan`dır. Genel olarak Esrâr Dede arı ve yalın bir dil kullanırdı. Şiirlerinde Mevlevîliğe ve Mevlânâ`ya olan sevgisine sık sık yer vermiştir. Şiirlerindeki tasavvuf etkisi barizdir.

Eserlerinden Örnek
Gazel (Gece Kandilli`de)

Gece Kandilli?de gök kandil olup ol meh-rû
Mâhitab eyleyerek eyledi azm-i Göksu
Ol şehen-şâh-ı hüsn basdı kadem şevketle
Hele Beylerbeyi?nin başına devletdir bu
Boğaz içinde bu şeb mey vererek muğbeçeler
İtdi sâgar gibi lebrîz bizi tâ-be-gelû
Gel çelipa içün itme bizi hicrana dûçar
Nola İstavroz?a gitme bu gice kâfir-hu
Subha dek eyleyelim şevk ile zevk-i mehtâb
Mestdir çeşm-i siyeh meste yeter bu uyku
.....


Eşrefoğlu Abdullah Rûmî
Eşrefoğlu Abdullah Rûmî, (? - 1469) Türk şair, mutasavvıf. Eşref-i Rûmî veya Eşrefoğlu Rûmî olarak anılır.

Asıl adı Abdullah'tır. Yine de babasının ismi dolayısıyla genellikle Eşrefoğlu, Eşrefzâde veya İbnül Eşref olarak anılmıştır. İznik doğlumlu olduğu için de sık sık İznikî olarak anılmış, yine de en sık kullanılan hitabı Eşref-i Rûmî olmuştur.

İznik doğumlu Abdullah'ın babasının zamanında Mısır'dan Anadolu'ya göçmüştür. Babasının ismi genelde Seyyid Ahmed ül Mısrî olarak geçer. Bu künyedeki Seyyid, şahsın İslam dininin son peygamberi Muhammed'in sülalesine dayandığını gösteren bir ibaredir.

Eşrefoğlu ilk eğitimini İznik'te yapmıştır. Babası ve dedesi mutasavvıf olsa ve tasavvufa da meyli olsa da daha çok ilmi eğitim görmüştür. Orta yaşlarında, bazı söylentilere göre 40 yaşlarındayken, ilim eğitimini sonlandırır ve dönemin ünlü fakihlerinden birinin yanında çalışmaya başlar. Buna rağmen tüm bu zaman boyunca tasavvufa olan ilgisi artmıştır ve sonunda ilmi bir kenara bırakıp tasavvufi hayat tarz ve görüşüne girer. Tasavvufa girişi genellikle o dönemde Bursa'da yaşayan Abdal Mehmet isimli meczup bir veli ile arasında yaşanan bir olaya bağlanır. Fakat bunun gerçekliği tartışmalıdır.

Eşrefoğlu tasavvufi yola giriş yapmak istediğinde Bursa'nın ünlü velilerinden Emîr Sultan'a bağlanmak ister. Fakat Emir Sultan onu Ankara'ya, Hacı Bayram Veli'ye gönderir. Bir süre Hacı Bayram Veli'nin dergâhında kaldıktan sonra, öneri üzerine Hama'daki kâdirî şeyhi Şeyh Hüseyn-i Hamevî'ye gider. Buraya ailesi ile birlikte gider ve bir zaman burada kalır. Sonunda Hama'dan İznik'e geri döndüğünde Eşrefoğlu büyük bir mutasavvıftır. İznik'te başlarda münzevi bir yaşam sürse de daha sonraları halkla iletişime geçmiş kendi tasavvufi görüşünü yaymıştır. Burada Eşrefoğlu Rumi kurucusu olduğu ve Kâdirîliğin bir kolu olan Eşrefîliği yayar. 1469 yılında yine İznik'te vefat eder.

Eşrefoğlu eserlerinde genelde yalın bir Türkçeyi tercih etse de az da olsa Arapça ve Farsça sözcükler de kullanır. Eserlerinde tasavvufi etki rahatlıkla görülebilir. En çok işlediği konu tasavvuf olduğu gibi genellikle kullandığı motifler ve kurgusal unsurlar da tasavvufi imgelerdir. Bunun dışında eserleri genel dini öğütler de içerir. Her ne kadar teknik bakımdan çok büyük başarı göstermese de, Türk tasavvufi halk edebiyatının en önemli isimlerindendir.

Eşrefoğlu'nun en önemli eseri Divan'ı olsa da, Müzekinnüfûs isimli meşhur bir eseri de bulunur. Müzekinnüfûs dini ve tasavvufi nasihatler içeren bir eserdir. Bunlar dışında matbu olmayan fakat yazma nüshalar halinde olan çeşitli eserleri vardır: Tarîkatnâme, Fütüvvetnâme, Delâil ün nübüvve, İbretnâme, Mâziretnâme, Hayretnâme, Elestnâme, Nasîhatnâme, Esrarüttâlibîn, Münâcaatnâme ve Tâcnâme.










yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.09, 22:08   Yukarı Git #7
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart



F


Fehîm-i Kadîm
Fehîm-i Kadîm, 17. yüzyıl divan şairidir. Asıl adı Mustafa Fehim 'dir. Fehim?e 19. yüzyıl başlarında yaşayan diğer divan şairi Fehim dolayısıyle Fehim-i Kadim ünvanı sonradan verilmiştir. 1648 yılında vefat etmiştir.

İran edebiyatını yakından izlemiştir. Lirik bir söyleyişi olan şairin karamsar bir yapısı vardır. Leskofçalı Galib, Namık Kemal, Hersekli Arif Hikmet, Kazım Paşa, Avni Bey, Üsküdarlı Hakkı Bey, Fehim-i Kadim?in takipçileri olmuşlardır.


Fuzûlî

Divan edebiyatının en büyük şairidir (1480-1556). Fuzuli'nin asıl adı Mehmet'tir. Irak'ta Kerbelâ'da doğdu, öğrenimini Bağdat'ta gördü. Gençliği, Safevi Türk İmparatorluğu'nun parlak dönemine rastlar. Bağdat'a yerleşti ve ömrü boyunca Irak'tan hiç ayrılmadı.. Kanuni Süleyman 1534'te Bağdat'ı fethettiği zaman padişaha kaside yazıp sunduğu gibi, veziriazam Damat İbrahim Paşa, vezir Rüstem Paşa, nişancı Celâlzade Mustafa Çelebi gibi devlet ileri gelenlerine de kasideler yazdı. Kanuni, şaire günde 9 akçe aylık bağladı. Fuzuli'nin bu aylığı alamaması üzerine nişancı Celâlzade Çelebi'ye yazdığı mektup Şikâyetname adıyla ün kazandı.

Fuzuli'nin divan edebiyatı üzerindeki etkisi büyüktür. Şiirlerini Azeri şivesiyle yazmasına karşın bütün Türk milletince sevilen ve benimsenen bir şairdir. Üslûbu, edası ve temaları gerek klasik divan şairlerince, gerek halk şairlerince günümüze kadar taklit edilmiştir. Dili sade olan şiirleri halk arasında da yayılmıştır.

Türkçe, Farsça ve Arapça olmak üzere üç divanı vardır. O zamanın sanat ve bilim dili Arapça ve Farsça olmasına rağmen Türkçe ile de mükemmel şiir söylenebileceğini öne sürmüş ve bunu kanıtlamıştır.

Eserleri

Fuzuli sadece şairliğiyle değil, yapıtlarının çokluğuyla da meşhurdur. Üç divanından başka başta Leylâ ve Mecnun olmak üzere birçok eseri vardır. Başlıca eserleri şunlardır: Leylâ ve Mecnun (ünlü bir mesnevidir); Hadikat-üs-Süeda (Kerbelâ Olayı'nı konu alan bu düzyazı ve şiir karışımı eser, şairin en önemli kitaplarından ve Türk edebiyatının şaheserlerinden biridir, sonraki şairleri büyük ölçüde etkilemiş, birçok defa basılmıştır); Beng ü Bade (500 beyitlik Türkçe mesnevi); Heft-Cam (327 beyitlik bir sakiname); Rind ü Zahid (Farsça düzyazı); Hüsn ü Aşk (Farsça düzyazı); Şikâyetname (Türk mizah ve hiciv edebiyatının şaheserlerindendir) v.d.

Leylâ ve Mecnun

Türkçe divanı kadar ünlüdür. Bir Arap emirinin kızı Leylâ ile ona âşık olan bir Arap gencinin başından geçenleri anlatır. Mesnevi tarzında yazılmıştır. Zamanımıza kadar 30 defadan fazla basılmış, bütün önemli dünya dillerine çevrilmiştir. Rusya'da opera olarak da bestelenmiştir.


Fıtnat Hanım
Fıtnat Hanım (1842-1911) ünlü Türk Divan şairi.

Genel kanı 1842'de doğduğuna yönelik olsa da, çeşitli kaynaklarda 1830lu yıllarda doğduğu belirtilmektedir. Doğum yeri konusunda da ihtilaf mevcuttur, Trabzon ve Ordu bu ünlü şairi paylaşamamıştır; Bazı kaynaklara göre Trabzon'lu bazı kaynaklara göre ise Ordu'ludur. Babası Hazinedarzade Zade Vezir Abdullah Paşa'dır. Küçük yaşlarda ailesiyle beraber İstanbul'a taşındılar, Fıtnat Hanım burada iyi bir eğitim gördü. Burada genç yaşta evlendi, fakat bu evliliği kısa sürdü. Bu kısa süren ilk evliliğinden daha sonraları çok şikayet etmiştir. Özellikle bu ilk eşinin kıskançlığına dayanamıyordu. Fıtnat Hanım zekası ve güzelliği ile ün salmıştır. Gazel söylemekte de pek yetenekli olduğu söylenir. İlk eşinin kuruntuları ve kıskançlıkları yüzünden gazel söylemeyi bırakmıştır. Bu ilk evliliğinden sonra Bahriye Nezareti mektupçusu olan Mehmet Ali Efendi ile ikinci evliliğini yaptı. Şiirlerini ve yeteneğini keşfedip onu edebiyat dünyasına tanıtan Süleyman Nazif'tir. Edebi başarılarının yanı sıra hattatlığı ile de ünlüdür, kendi elleriyle yazdığı bir Kuran-ı Kerim'i Süleyman Nazif Bey'e hediye etmiştir.

Son dönem Osmanlı edebiyatının en ünlü kadın isimlerinden olan Fıtnat hanım 1911 yılında İstanbul'da vefat etmiştir. Edirnekapı Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Fıtnat Hanım, bir diğer divan edebiyatı şairi Zübeyde Fıtnat ile karıştırılmamalıdır.

Eserlerinden örnekler
Gazel

Eylesin tesir-i derdin cânâne Allah aşkına
Girmesin gam hâneme bîgâne Allah aşkına


Kim bilir dert ehlinin hâlin yine yâri bilir
Kıl tarrahhum dîde-i giryâne Allah aşkına


Bezm-i cânânım uzak bi sûziş-i hasret ile
Gel seninle yanalım pervâne Allah aşkına


Bî-harâb-âbâd- ı aşkındır unutma rahm edüp
Fıtnat?ı gel eyleme dîvâne Allah aşkına












yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.09, 22:11   Yukarı Git #8
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart



G


Gevheri
Gevheri, hayatı hakkında pek fazla bilgi olmayan, aruz ve hece ölçüsü ile şiirler yazan şair. Önceleri asıl adının "Mustafa" olduğu sanılırken, sonradan bir şiirindeki "Bir kemter kulundur Garip Mehemmed" dizesinden adının "Mustafa" değil. "Mehmed" olduğu ileri sürülmüştür. 1700 yılında ölen ozan ve hattat Bahri Paşa'nın divan katipliğini yaptığı da biliniyor

Bazı şiirleri
Ala Gözlü Nazlı Dilber

Bad-ı Saba Sevdiğime Gidersen

Behey Dilber Sana Gonül Vereli

Ben Güzelim Deyu Havadan Uçma

Beyaz Göğsün Bana Karşı

Bizden Selam Olsun Gül Yüzlü Yare

Bugün Ben Bir Bağa Girdim

Bugün Ben Bir Güzel Gördüm

Bülbül Ne Yatarsın Yaz Bahar Oldu

Dağlara Gel

Dila Gör Bu Cihan İçre

Ey Benim Nazlı C*****m
Ey Peri Cihana Sen Gibi Dilber
Garip Turna Bizi Senden Sorana
Hey Ağalar Bir Sevdaya Uğradım
Hey Ağalar Zaman Azdı
Kurtulamam Üç Nesnenin Elinden
Mecnun'a Dönmüşüm Bilmem Gezdiğim
Sözün Bilmez Bazı Nadan Elinden
Şunda Bir Dilbere Gönül Düşürdüm





yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.09, 22:50   Yukarı Git #9
elifataker
elifataker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 197
Teşekkürler Teşekkürleri: 0
6 mesajına 14 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 8
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : elifataker is on a distinguished road

Standart


çok güzel olmuş arkadaşım emeğine sağlık..




...g?????? ???ş????? ö??? ??zg?ç??ş??? ???ı? ??zg?ç???? ??ş????ş'ı? ??????...
elifataker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.09, 23:22   Yukarı Git #10
apeiron
Süper Moderatör
apeiron - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Mesajlar: 11.711
Teşekkürler Teşekkürleri: 924
3153 mesajına 5832 kere teşekkür edildi.
Rep Bilgileri
Rep Gücü : 20
Rep Puanı : 10
Rep Seviyesi : apeiron is on a distinguished road

Standart





H

Hatice Nakiye Hanım

Hatice Nakiye Hanım (d. 1846 - ö. 1899) Türk kadın divan edebiyatı şairi.

1846'da ikiziyle birlikte dünyaya geldi. Müneccimbaşı Osman Saib Efendi'nin kızıdır. Annesini küçük yaşta kaybetti. Teyzesi tarafından büyütüldü.

Sıbyan mektebinde okudu. Darülmuallimat'tan mezun oldu. Yenikapı Mevlevihanesi müritleri arasına girdi. Ali Fuat Bey'in Maarif Nazırlığı döneminde Darülmuallimat'ta öğretmenliğe başladı. Farsça ve tarih öğretti.

Lügati Farısiye sözlüğünü hazırladı. Bir süre Mısır'da kaldı. Sultan Mehmet Reşat döneminde bazı şehzade ve sultanlara öğretmenlik yaptı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Hiç evlenmedi. 1899`da yaşamını yitirdi. Yenikapı Mevlevihanesi Çınaraltı Kabristanı'nda toprağa verildi.

40 kadar gazel, methiye, şarkı, müstezad, tahmis, terci-i bend ve kıt'a yazdı. Döneminin kadın şairlerinden Şeref hanımın yeğeni idi. Onun divanının ikinci basımını hazırladı. Dergilerde dağınık halde olan şiirleri derlenemedi. Bir bölümü Türkçe olan bu şiirlerden bazıları kardeşi Nebil Bey?in Divan`ının sonunda, bir kısmı da Ahmet Muhtar Bey tarafından yayımlandı.



Hayâlî (şair)

Hayâlî (?????) (?-1557) Türk Divan edebiyatı şairinin mahlası. Eserleri zengin bir hayal gücüyle yazılmış, ince ve duyarlı bir üsluba sahiptir
Yaşamı
Vardar Yeniceli olduğu bilinen Hayali'nin doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, 1494-1495 yılları civarında doğduğu tahmin edilmektedir. Asıl ismi Mehmed'tir.

Biyografi yazarı Âşık Çelebi?nin anlatısından anlaşıldığı kadarıyla, Mehmed, Sadi?nin (???? ??????) Bostan ve Gülistan eserlerini okuyarak genç yaşlarında şiirle ilgilenmeye başlamıştır.

Seyyah bir sufi derviş olan Baba Alî Mest-i Acem müritleri ile Yenice-i Vardar?a geldiğinde, Mehmed topluluğa intisap etti ve onlarla beraber İstanbul?a gitti. Yolculuk müddetince Sufi düşünce ve uygulamaların yanı sıra, şiir konusunda da Baba Ali?den eğitim aldı.

İstanbul?da bir Kadı olan Sarı Gürz Nûreddîn Efendi genç Mehmed?in bu toplulukla beraber olmasını hoş karşılamadı ve onu himayesine aldı. Bu himaye altında Mehmed eğitimine devam etti ve şiir bilgisini ve becerisini ilerleterek Hayali mahlası ile eserler vermeye başladı.

Nihayet, Hayâlî Osmanlı Vezir-i Azamlarından Pargalı İbrahim Paşa?nın dikkatini çekti ve Kanuni Sultan Süleyman?a takdim edildi. Sultanın en önemli şairlerinden biri haline gelen Hayâlî, seferlerde orduya eşlik etti. Bu süreçte (1522) Rodos kuşatmasına ve 1534?teki Bağdat fethine iştirak etti.

Bağdat?ın Fethi esnasında Hayâlî?nin büyük şair Fuzûlî ile tanışmış olduğu söylentileri de mevcuttur.

Şiir kabiliyeti yüzünden kendisine Melik-üş-şuarâ (?Şairlerin Sultanı?), Diyâr-ı Rûm'un Sultân-ı Şuarâsı (?Roma Topraklarının Şairlerinin Sultanı) ve Hayâlî-i meşhûr (?Meşhur Hayâlî?) gibi unvanlar verilmiştir. Şairin Vezir-i Azam ve Sultan?ın gözündeki konumu elbette kendisine pek çok düşman da kazandırmıştır ve sık sık hiciv ve alaylara maruz kalmıştır.
Ana hamisi İbrahim Paşa?nın katlini müteakip 1536?da Rüstem Paşa?nın vezir-i azamlığa terfisi ile Hayâlî?nin İstanbul yaşamı güçleşmiş ve o da kendisine bir Sancakbeyi konumu verilmesini sağlamıştır. Edirne Sancakbeyliğine atanan Hayâlî böylece adının sonuna Bey ünvanı da almıştır.

Divan edebiyatının bu önemli ismi, 1557 yılında Edirne'de vefat etmiştir.

Sanatı ve Hayat Görüşü
Hayali divan edebiyatının olgunluk dönemi (16. yy - 18. yy) şairlerindendir. Kuşkusuz Baki'ye kadar ki dönemin en önemli ve ünlü ismi Hayali'dir. Hayali sade yaşayışını yazımına da aktarmış, ruhani anlamda zengin ama somutsal olarak sade bir dil ile yazmıştır. Ona lakabını da veren şiirlerindeki en önemli özellik hayali, deruni imgeler ve eserlerinden yansıyan zengin hayal gücüdür. Hayali'nin bu kadar ünlü olmasının en önemli nedenlerinden biri de yeteneğinin yanında sade yaşayışı, mala ve şöhrete önem vermeyişidir.

Eserlerinden Örnek
Bazı Beyitleri

İstiyorsan almağı hikmet kitâbından sebak

Hâme-i kudret ne yazmış safha-i ruhsâra bak




Cihân-ârâ cihân içindedür arayıbilmezler

O mâhîler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler




Hayreti
Hayretî (?-1534) Türk Divan edebiyatı şairi.

Doğum tarihi bilinmese de Hayreti'nin Vardar'da doğduğu bilinmektedir. Gerçek ismi Mehmed'tir. Çok genç yaşlarda tasavvufla ilgilenmiş, çeşitli tarikatlarla yakın temasa geçmiştir. Ömrü boyu tasavvufi bir yaşam anlayışını benimsemiş ve anlayışını şiirlerine de yansıtmıştır. Hayatının son yıllarında kör olmuş, gözlerini kaybetmiştir. 1534 yılında vefat etmiştir.

16. yüzyılın en önemli şairlerinden biri olsa da bugün pek bilinmemektedir. Divanı 1981 yılında Prof. Dr. Mehmed Çavuşoğlu ve M. Ali Tanyeri tarafından yayımlanmıştır. Şiirlerinde tasavvufi öğelere sıklıkla rastlanır, uslubu samimi ve coşkuludur.

Eserlerinden örnek
Gazel

Ben bu bâzrun ne bazerganı ne bezzaâzıyam
Kûy-ı ışkun onmadık bir rind-i şâhid-bâzıyam


Bir megesce kadrüm olsa hân-ı vaslunda n?ola
Ben de hâlümce muhabbet evcinin şeh-bâzıyam


Câna kalmazam bu gün meydanda aslâ Hâk bilür
Rîsmân-ı kâhkül-i dil-dârumun cân bâzıyam


Sen nice erbâb-ı hüsn içinde müstesnâ isen
Pâdişâhum ehl-i ışkun ben de bir mümtâzıyam


İt gibi öldürmez isen ger rakîb-i kâfiri
Dime hiç ey Hayretî âlemde ben de gaaziyem


(Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün)



Hâmî-i Âmidî
Hâmî-i Âmidî(? - 1747), Osmanlı şairi.

Diyarbakırlı olan Hâmî-i Âmidî döneminin tanınmış şairlerindendir. Bazı vezirlere divan kâtipliği de yapmıştır. 1747'de Diyarbakır'da vefat etmiştir.



Hıfzı Mehmed Efendi
Hıfzı Mehmet Efendi Osmanlı Devleti Türk şair ve bilgini.Doğum tarihi bilinmiyor.Edirne'de doğmuştur.Yaşamı hakkında fazla bilgi yoktur.Kuran eğitimi aldı ve dönemin ünlü bilginlerinden ders aldı.Medrese öğrenimi gördü.Bir ara müderris oldu ve enderun'da ders verdi.Bir çok antik yunanca, arapça, farsça, İbni Sina ve Biruni'nin bilimsel yapıtlarını inceledi.Değişik konularda çalışan Hıfzı Mehmet Efendi bir çok yapıt vermiştir. Yapıtlarında arı bir Türkçe kullanmış hece ölçüsü'yle şiirlerini yazmış şiirlerinde atasözleri,manzumeler ve risaleler kullanmıştır.Ö.lüm tarihi bilinmemektedir.

Yapıtları
Divan
Münşeat (Nesirler)
Manzume-i Durub-i Emsal (Atasözleri Derlemesi)
Amal-i Salihat (Ahlakça Beğenilmiş Eylemler)



Hızır reis
Hızır Reis Osmanlı Devleti, Türk, Divan Edebiyatı, şair'i ve bilgini.Doğum tarihi bilinmiyor.Eskişehir'e bağlı Sivrihisar'da doğdu.Tazarruname yazarı Sinan Paşa Hızır Reis'in babasıdır.Babasından ve başka değerli hocalardan ders aldı.Önce Sivrihisarda bir süre kadılık yaptı.Sonra Bursa'da müderris oldu, öğrencilere ders verdi.Osmanlı Devleti hükümdarı Fatih Sultan Mehmed'in sevgisini kazandı.

Dönemin ünlü bilgini Akşemsettin kendisinden övgüyle bahseder.İstanbul alınırken osmanlı askerleriyle birlikte savaştı. İstanbul alındıktan sonra ilk defa İstanbul kadısı oldu.Hızır Reis ölümüne kadar altı yıl kadılık görevinde kaldı.Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazdı.Bir Divanı üç tane yapıtı olduğu biliniyor ama henüz bulunamamıştır.Bazı tezkire ve yazma mecmualarda şiirlerine rastlanır.İstanbulda Hacıkadın camisini yaptırdı.1459 yılında İstanbul'da öldü.








yaşamak görevdir yangın yerinde
yaşamak insan kalarak !
apeiron isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
  • Submit Thread to Facebook'da Paylaş Facebook'da Paylaş
  • Submit Thread to Google Google
  • Submit Thread to Twitter'a gönder Twitter'a gönder

Seçenekler




Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: Mostbet 03:03.

Her mesajin içeriginden, tamamen yazari sorumludur.
Mesaj içeriklerinden dolayi Forum yöneticileri ve moderatörleri sorumlu tutulamaz.
Ayrica bu site dosyalari kendi sunucusunda barindirmamaktadir ve sorumluluklari kaynaklara aittir.
Hak sahibinin talebi durumunda sitemizden kaldirilacaktir.
Sponsorlar : slottica
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694

Önerileriniz, Mospet şikayetleriniz ve reklam Mostbet az vermek için adresi ile iletişime geçiniz.

Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner Betwinner
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by Boom casino inloggen 3.6.0
olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet kz olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet olimpbet